Osmanlı’da okuma yazma oranı

Son yüzyılda Osmanlıda “okuma yazma oranı düşüktü” “okuma yazma oranı düşük olduğu için memleket gelişmedi” gibi nümayişler ve şayialar sürekli gündeme getirilmektedir. Dünya tarihinde askeriyle, mimarisiyle ve adalet anlayışıyla öne çıkmış ve büyük bir medeniyet inşa etmiş iki imparatorluktan biri olan Osmanlı (diğeri roma) nasıl olurda bu anlatıldığı gibi bir cahillikle yaklaşık 400 yılı süper güç olmak üzere 700 yıla yakın süre Hanedan olarak ayakta kalmıştır. Bu anlatılan gibi bir devlet, nasıl olurda bugün topraklarının üzerinde 40 farklı devletin kurulduğu ve üzerinde binlerce farklı ırk ve inanışın olduğu yaklaşık 15 milyon kilometrekare toprakları o zamanki uçağın vb. makinelerin ve ulaşım araçlarının olmadığı dönemde sadece bir fermanla yönetmiştir.

Osmanlı’da okuma yazma oranının belgeleri

Türkiye’de Osmanlı hanedanının yönetimde olduğu imparatorluk dönemindeki salnameler (yıllıklar) neşredilmiştir. 1903 tarihli Maarif Salnamesinde, o zamanki nüfusun % 10’nun mektebe gittiği kayıtlıdır. Bunların % 8’i ilk mektebe geri kalanı ise orta mektebe gitmektedir.* Bu sayı nüfusun yüzde onu olmakla birlikte yaş aralığı da en iyi ihtimalle 5-15 yaş aralığıdır. Yani 15 yaş üstündekiler ile Üniversite gibi yüksek tahsilliler ile askeri tahsilliler bu sayıya dâhil değildir.

Maarif Salnamesinde nüfusun % 10’u mektebe gidiyorsa, bu hesaba her türlü istisnayı koysanız dahi Türkiye’de Osmanlı Haneden döneminde okuryazarlık oranı % 50’den aşağıda olması mümkün değildir. Nitekim hukukçu ve tarihçi Ekrem Buğra Ekinci’nin aktarımına göre, tarihçi Kemal Karpat’a göre hanedan döneminde Türkiye’de okuma yazma oranı % 66’dır.*

Devlet istatistik enstitüsü kayıtları

Devlet İstatistik Enstitüsü, Türkiye’de Osmanlı dönemindeki salnameleri neşretmiştir. Bu çalışmalar neşredilirken bu işin başındaki tarihçe profesör ünvanlı kişi,  Osmanlı Döneminde Türkiye’de okuryazarlık oranının % 8’den az olduğunu söyledi. Oysa kendisinin başkanlık ettiği Devlet İstatistik Enstitüsü’nün yayınladığı kitapta Osmanlı döneminde nüfusun % 8’inin ilkokulda okuduğu yazmaktadır. Nüfusun % 8’inin ilkokulda okuduğu bir ülkede bir tek bu sabiler mi okuma yazma bilmiş oluyor. Ayrıca Osmanlı döneminde nüfusun yarısına yakını gayrimüslim zaten, bunlarda da okuma yazma oranı nispeten yüksektir*

Türkiye’de Osmanlı döneminde çok sayıda mektep vardır. Kişi başına düşen mektep sayısına bakılırsa bu sayı cumhuriyet döneminden daha yüksektir. Osmanlı hanedanı döneminde İstanbul’da yüzlerce gazete ve dergi yayınlanmakta ve yaklaşık 100 bin gazete satılmaktadır. Bu sayı cumhuriyet döneminde 20 binlere düşmüştür. Sultan Abdülhamid döneminde kişi başına düşen hikaye-roman veya kitap sayısı, değil cumhuriyetin ilk yıllarında bugün bile ulaşılamamıştır*

Dolayısıyla borçlar kanunun deyimiyle orta zekâlı bir insan bile basit bir matematikle 15 yaş üstününde daha önceden ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve askeri tahsil aldığı düşünülürse, yani buna her nesildeki okuma yazma bilenler eklenirse bu sayı öyle arz edildiği gibi az olmak bir yana gayet ileri bir okuma ve yazma oranı vardır.

Osmanlı’da okuma yazma oranı ve 1927 yılı nüfus sayımı

1927 yılında yapılan nüfus sayımında okuryazar oranı % 8 tespit edilmiştir. Birileri de bu sayıyı dikkate alarak, büyük bir matematik dehası edasıyla diyorlar ki demek 1927 yılında yüzde sekiz ise Türkiye’de hanedan döneminde okuryazarlık oranı kaçtı acaba, hatta demek ki okuma yazma yoktu; bugün devletler 100 yıl ayakta kalamazken hanedan şansa sülaleden bir devlet kurmuş, bu devleti 3 kıtada büyütmüş ve şansa bir imparatorluk olmuşlar, onu da 700 yıla yakın yönetmişler…Ayrıca bu sayım cumhuriyet döneminde yapıldığı için güvenirliği de ayrıca sorgulanabilir. Kaldı ki ülkemizdeki nüfus sayımlarının nasıl yapıldığı yakın tarihe kadar herkesin malumudur. Zaten bir yıl sonra Osmanlı Türkçesi kaldırılmış yerine latinlerin alfabesine geçilmiştir. 1927 sayımı büyük ihtimalle latin alfabesine geçiş için bir mazeret üretmek amacıyla masa başında oluşturulmuş bilgiler gibi gözükmektedir.

Dünya’da en iyi arşiv tutan ve arşivlerinin güvenli olduğu tüm dünyaca kabul edilen Osmanlı’daki salnamelere çok rahatlıkla güvenilebileceğine göre demek ki 1927 yılındaki sayım ve okuryazarlık tespiti ideolojik kaygılarla yapılmıştır. Dolayısıyla Osmanlı’da okuryazarlık olmadığı gibi şayialar ve nümayişlerin gerçekle hiçbir alakası bulunmamaktadır.

Okuma yazmaya ehemniyet verilmesi son dönemde ortaya çıkmıştır. Şimdi herkes okuma yazma biliyor da ne oluyor; cumhuriyet döneminde sosyal bilimlere yapılan bir katkı veya buluş var mıdır* Dünya çapında yetiştirdiğimiz sosyal bilimci sayısı parmak sayısına geçmiyor; geçenlerde Osmanlı tarihini anlatan kişiler…

Cumhuriyet döneminde bilimde, teknoloji de, fende ve sosyal bilimlerde laftan öte bir adım ilerleme var mıdır… Cumhuriyet döneminde hangi bilimsel araştırmalar yapılmıştır; nerede kaç tane laboratuvar açılmıştır. Teknolojide ülkenin bürokrasi askeriye ve akademi dâhil olmak üzere bütün kurumları ellerinde ve tekellerinde olmasına rağmen hangi ilerlemeler sağlanmıştır. Fen ve sosyal bilimlerde literatüre hangi katkılar yapılmıştır… 1980 yıllarda bile bir bayrak ipi anca üretilmiştir.

Osmanlı döneminde olan aydınlardan şuan 100 yıl sonra Türkiye’de kaç tane var. Osmanlı dönemindeki bir subay en az üç-dört tane dil bilir ve bunun yanında Dünya tarihini ve kültürünü bilirdi… Şuan 100 yıl sonra bu ayarda Ordu’da kaç tane subay var?

Kaynaklar;

*Ekrem Buğra E. (2019) Osmanlılar okur yazar değil miydi?

https://www.youtube.com/watch?v=x_0pq9L3D7c. 19 Kasım 2019.

CEVAP BIRAKIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz